İnsan ol!İnsan!(2) Hz.Mevlana'dan Zeyd b. Harise (r.a.) Rasûlullah (s.a.)' in sohbetlerinde, vecd ile dolar ve istiğrak halinde yaşardı.
Hz. Peygamber (s.a.)
İmanın hakîkati nedir?" diye sorduğu vakit, Harise (r.a.):
Dünyadan el etek çekince gündüzlerim susuz gecelerim uykusuz hale geldi. Rabbımın arşını açıkça görür gibi oldum. Birbirlerini ziyaret eden cennet ehli ile, yekdiğerlerine düşman kesilen cehennem ehlini görür gibiyim! demişti.
Yine Harise (r.a.):
Dünya lezzetlerinden el etek çekince ALLAH (c.c.) kalbimi nurlandırdı da daha evvel bana gaib olan hususlar gözle görülür gibi bir vazıyete geldi diye durumunu haber vermiştir.
Mevlana (k.s.) Harise'nin bu istiğrak halini, beyitlerinde şu şekilde anlatır.
Harise (r.a.):
"Rasûlullah (s.a.)'a gördüklerimi anlatayım mı?"
diyerek izin ister ve anlatmaya başlar
"Ahirette şakilerin giyeceği elbiseyi halka göstereyim. Orada peygamberler için çalınacak tabi ve koşun sesini de duyurayım.
Coşkun ve taşkın bir halde bulunan kevser havzini göstereyim de, suyu halkın yüzüne serpilsin, sesi de kulaklarına değsin!
Susamış kimselerin o havuz etrafında koştuklarını açıkça...
göstereyim!.Onların omuzları omuzlarıma dokunuyor. Bağrışmaları kulağıma geliyor!.
"Cennetlikler seviçlerinden gözümün önünde kucaklaşarak birbirleri ile musafaha ediyorlar ."
Cehennemliklerin de ah-vah âvâzeleri ile inleyip feryad etmeleri adeta kulağımı sağır edecek!."
"Bunlar derinden söylediğim bir takım işaretlerdir. Daha da söyleyeceğim ama, Rasûlullah (s.a.)' in azarlamasından korkuyorum!." dedi.
Sekr-i maneviyyeye mustağrak olarak böyle söylüyordu.
Hz. Peygamber (s.a.)
"Kendini topla! Sus!" diye onun yakasını çekti.
Bazen Rasûlullah (s.a.) de öyle manevî zevk ve feyz ile dolardı ki bu hale devamlı olarak tahammülü mümkün olmazdı. Hassaten vahyin nüzulü esnasında fevkalade ızdırab çeker, inci tanesi gibi terler dökerdi. Bazen de bu istiğrak had safhaya vardığında:
Ya Aişe, rûhaniyet beni istila etti Gel biraz bana söz söyle!." diyerek beşerî iklime rucu ederdi.
Aksine dünya galip gelince de:
"Ya Bilal" Bir ezan oku!" buyurarak beşer hayatı için zarurî olan dengeyi kurardı.
Aksi halde, insana emsal olan o mübarek varlığın, arkasındaki kafile ile beraberliği sağlanamazdı.
Sohbet-i Nebeviyye iklimindeki feyze en çok mustağrak olan Hz. Ebûbekr (r.a.) idi. Hz. Peygamber (s.a.) ile bazen öyle hususî sohbetleri olurdu ki, bunlara başkaları asla muttali olamazdı. Bakınız Hz. Ömer (r.a.) bu manzarayı nasıl anlatıyor:
"Rasûlullah (s.a.)'in huzuruna girdim. Hz. Ebûbekir (r.a.) ile ilm-i tevhid hakkında sohbet ediyorlardı. Aralarında oturdum. Sanki Arapça bilmeyen biriymişim gibi sözlerinden hiç bir şey anlamadım.
"Bu hal neyin nesidir? Siz Peygamber (s.a.) ile hep böyle mi sohbet edersiniz? diye sordum Hz. Ebûbekir (r.a.):
"Evet bazen Rasûlullah (s.a.) ile baş başa iken böyle sohbet ederiz " buyurdu.
Bir Hadîs i Şerifte Hz. Peygamber (s.a.):
"Biz peygamberler cemaatı insanların seviyesine inmeye ve onların akıllarının alacağı tarzda söylemeye me'muruz." buyurmuştur.
Diğer bir Hadîs- Şerif'de:
İnsanlara kendi aklınızın erdiği kadar değil, onların akıllarının kavrayacağı derecede söyleyin!" emri verilmiştir.
Dünyanın darü'l-gurur yani aldatıcı bir alem olduğuna dair bir Hadis-i Şerif olduğu gibi onun sahhare (çok sihirleyici) ve gaddare (çok acımasız) olduğunu beyan eden Hadîs-i Şerifler de vardır.
Dünyanın geçici bir alem, bir gölge olduğunu, en bariz hakikatin ölüm olduğunu hepimiz bilidiğimiz, hatta en yakınlarımızın olup gittiğini bir çok kereler gördüğümüz halde yine o vefasız bekasız dünyaya aldanmaktan ekseriya kendimizi kurtaramayız.
Bu hal, Hadîs-i Şerif de buyurulduğu gibi, dünyanın sahhare (çok sihirleyici) olmasındandır işte bu gafletimiz de onun bu sihrinin eseridir.
Mevlana (k.s.) dünyanın sihrini ve sihirbazlığını aşağıdaki beyitlerde şöyle ifade eder
"O sihirbaz, ay ışığında alelacele beş yüz arşın kumaş ölçer"
"O senin gümüş akçe gibi olan ömrünü alınca ömür gümüşü gitmiş hayalî kumaş ortadan kaybolmuş sermayen ise, boşalmış olur.
Ey dünya sihrine sürüklenen kimse, sana (Kul Eüzü)'yü okumak;
Ya Rabbî' Lütfet, beni bu üfürüklerden ve nefsanî dünya lezzetlerinden koru'" diye dua... |