Alıntı:
menzilzafer Nickli Üyeden Alıntı
|
KISSADAN DERSLER
Görülmeyen şeyler yoktur demek, tam bir cehalettir.
Var olan her şeyi görmeye calışmak da tam bir gaflettir.
Çünkü böyle bir görevimiz olmadığı gibi, kabiliyetimiz de mevcut değildir.
Mesela, normal bir insanda akıl vardır, fakat görülmez.
Görülmüyor diye aklı inkar etmek, ilime ve hakikate terstir. Bunu hiçbir akıl da kabul etmez.
Yaşayan her insanda ruh vardir. Ruh, insanın hayat sebebidir, gözlerden saklı latif bir cisimdir; ölümle bedenden ayrılır. O baş gözüyle görülmez.
Sevgi, merhamet, ilim gibi manevi şeyler de baş gözüyle görülmez. Bütün bunlar ancak nurlanmış bir kalp gözüyle görünür; oda herkeste yoktur. Biz bu tür şeylerin varlığını alamet ve sonuçlarından anlarız.
Sonra, "Mevcut olan her şey baş gözü ile görülür` demekte yanlıştır. Baş gözünün bir görüş alanı ve sınırı vardır; ötesi önünde oldugu halde göremez. Görmesi icin ya insan ya da o şey yakına gelmeli, görüş alanı içine girmelidir. Yani göz, maddeyi de her şartta göremez.
Bazı şeylerin bizden gözlenmesi, baş gözümüzle onları göremeyişimiz aslında bir rahmettir. Eger etrafımızda bulunan bütün mikropları, cinleri, şeytanları, melekleri, karşımızdaki insanın içinde yerleşmiş kötü huyları, kabirdeki azapları veya az sonra başımıza gelecek şeyleri görecek veya bilecek olsaydık hayatımız kararır, düzenimiz bozulur, tadımız kaçardı.
Yüce ALLAH dünyada baş gözü ile görülmez, ancak kalp gözüyle görülebilir. Bu saadet de O`na layık temiz kalplere nasip olur.
Ahirette ise bütün müminler cennete yüce ALLAH"ı görme nimetiyle şereflenecektir.
Küfürle kararmış kalp, iman nuru ile temizlenmeden dünyada da ahirette de yüce ALLAH"ı göremez.
*******
ateşin yakmadığı aşık, dilaver selvi
semerkand yayınları