VARSA GÖSTER
Bir grup filozof Mevlana Celaleddin Rumi`ye (k.s) gelerek bir kaç sual sormak istediklerini bildirdiler.
Niyetleri, bir şeyler öğrenmek değil, müslümanları dinleri hakkında şüphe ve fitneye düşürmekti. Hz. Mevlana, adamların halini hiç begenmedi, onları üstadı Şems-i Tebrizi`ye (k.s) gönderdi. Bunun üzerine grup onun yanına gittiler.
Şems-i Tebrizi mescitte, talebelere ders veriyordu. Konu teyemmüm abdestiydi; onlara bir kerpicle teyemmüm abdestinin nasıl aıinacağını gösteriyordu. Gelen grup üç sual sormak istediklerini belirttiler. Şems-i Tebrizi,
"Sorun" dedi. Adamlar içlerinden birini sözcü seçtiler. Adam ilk olarak şunu sordu:
"Siz müslümanlar ALLAH var dersiniz, ama ALLAH'ı göremezsiniz; varsa gösterin, görelim ki inanalım" dedi. Şems-i Tebrizi (k.s),
"Öbür sorunuda sor!" dedi. Filozof,
"Sizler şeytanin ateşten yaratıldığını söylüyor, sonrada onun ahirette cehenneme atılıp ateşle azap edilecegine inanıyorsunuz. Hiç ateş ateşe azap eder, acı verir mi ?" diye sordu. Şems-i Tebrizi (k.s),
"Peki, diğer sorunuda sor!" dedi. Filozof,
"Sizler `Herkes dünyada yaptiklarının cezasınıi ahirette çekecek, orada mahkeme kurulacak, hesap sorulacak`diyorsunuz. Bırakın insanları, nasıl isterlerse öyle yaşasınlar, ne istiyorlarsa yapsınlar. Ayrıca bir mahkemeye ne gerek var?" dedi.
Adam sorularini tamamlamiıştı. Şimdi bunların cevabını istiyordu. Kendine göre cevap verilmiyecek sorular sormuştu. Herkes Şems-i Tebrizi Hazretlerine bakıyordu.
O ise gayet sakindi. Yerinden kalktı...
birinci bölüm sonu...
--------------------------------------------------------------------------
VARSA GÖSTER
...Yerinden kalktı, filozofun yanına geldi ve elindeki kerpici adamın başına vurdu. Filozof, " Vah başım!" diyerek başına sarıldı. Şems-i Tebrizi Hazretleri cok şiddetli vurmamış olsa da adamın canı yanmış ve başı biraz şişmişti. Adam bir sağa bir sola baktı, bu kadar insana bir kaç kişi ile yapacağı bir şey yoktu. Hemen dışarı çıktı başını tutarak o bölgedeki mahkemeye gitti. Şems-i Tebrizi"yi häkime şikayet etti.
Häkim, "Bu nasıl olur" diyerek Şems-i Tebrizi"yi mahkemeye cağırttı. Durumu sordu. Şems-i Tebrizi,
"Ben ona kötülük etmedim, sadece sorduğu sorulara cevap verdim" dedi. Häkim,
"Bu nasıl cevap vermektir, adam acı içinde kıvranıyor senden şikayetcidir, işin aslı nedir?" diye sordu.
Şems-i Tebrizi şöyle anlatti:
"Efendim bu adam bana, "ALLAH varsa göster, göreyim ki inanayım`dedi. Ben de buna, "Olan her şey baş gözü ile gözükmez, işte misäli?`dedim; başına bir darbe vurup acıttım. Şimdi bu felsefeci, başındaki acıyı göstersin de görelim. Eger başinda bir acı yoksa nicin beni şikayete geldi?
Varsa göstersin!" dedi. Filozof, şaşırarak,
"Başımda acı var ama gösteremem" dedi. Şems-i Tebrizi de, Ìşte bu acı gibi, ALLAH Teälä da vardır, fakat kafa gözü ile görülmez, o ancak akılla bilinir, kalple tanınır, ruhla sevilir, ahirette nurla görülür" dedi.
Şems-i Tebrizi ikinci soruya verdigi cevabı şöyle açıkladı:
"Bu adam, sizler "şeytan ateşle yaratıldı, ahirette ateşe atılacak ve ateşle azap görecek`diyorsunuz; ateş ateşe ne zarar verir ki ?`dedi. Bende topraktan yaratılan bu insana topraktan yapılmış bir kerpiçle vurdum. Ona, `Bak toprak topraga nasıl acı veriyor, biraz daha hızlı vursaydım öldürürdü, demek ki ateş ateşe azap eder demek istedim` dedi.
Şems-i Tebrizi (k.s) üçüncü sorunun cevabını şöyle açıkladı:
"Bu adam bana, `Bırakın insanlar dünyada herkes istedigini yapsın, niçin ahirette mahkeme, hesap ve ceza var?" dedi. Ben de onun başına vurmak istedim ve vurdum. O niçin hemen mahkemeye koştu? Ben ona şunu demek istedim:
"Bu dünyada herkes istedigini yaparsa älemi zulüm kaplar. Kendisine zulüm yapılan cok insan var ki zayıftır, zälimden hakkını alamaz. Herkes mahkeme bulamaz. Işte ALLAH ahirette mahkeme kurup herkese yaptığının hesabını soracak, zälimden mazlumun hakkını alacak, gereken cezayı verecek ve adalet yerini bulacak" dedim.
Felsefeci bu güzel cevaplar karşısında hayret etti, mahcup oldu, söz söyleyemez hale düştü. Hakime dönüp,
"Ben sordugum soruların cevaplarını şimdi anladım" dedi."
ikinci bölüm sonu (bitti)
*******
ateşin yakmadığı aşık, dilaver selvi
semerkand yayınları