Tekil Mesaj gösterimi

Alt 23.03.2005, 00:50   #10 (permalink)
utku_death
Yeni Üye
 
utku_death isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 22.03.2005
Yaş: 23
Mesajlar: 1
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
utku_death Tanınma yolunda
Tecrübe Puanı: 0
Standart

Merhaba Arkadaşlar,

İslamı istedikleri biçime sokmak isteyen insanların dine ekledikleri bazı şeyler, bugün insanların islamdan soğumasına ve kaçmasına neden olmaktadır. Bu kendini medeni insan olarak gören ve islamı elinin tersiyle iten ahmakların ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Ama gerçek medeniyetin ve özgürlüğün islamda olduğunu görememektedirler. Öncelikle şunu belirtmek istiyorum peygamber efendimizin yaşadığı gibi yaşamak zorunda değilim, yani peygamber efendimiz saçını tararken bir ayağı havada olurmuş bende saçımı tararken ayağımı havaya kaldırayım gibi düşünceler ne kadar ona karşı saygı yada sevgi gibi gözüksede içten içe ona tapmaya götürebilir insanı ve bunu oda asla istemiyecektir. O, sistemi bize anlatmaya aracı olmuş bir insandı ve Allahın seçtiği insanlardandı. Evet bir görevi vardı, görevini tamamladı başarı ile ve belki kabul etmeyenler olacak ama görevi bitti (ama bu görev sonun başlangıcı), aslına bakarsanız her insan bir görev doğrultusunda dünyaya gelir kimisinin görevi başka bir canı ahirete yollamaktır kimisininse dünyada savaş çıkarmaktır, herşey yazılmış bir seneryo gereğince tıkır tıkır işler.

Ben Hz. Mehammed(S.A.V) gibi yaşamadım onun yaptığı günlük şeyleri yapmadım nolur cehennememi giderim, tabiki hayır. Peki yapsam kötümü, yine hayır. Burada önemli olan nokta yaptığımız şeyi o yapıyor diye değil, bize olan faydası ve allaha olan samimiyetimizi gösterdiği için yapmamızdır.

Örneğin gelelim kıyafet konusuna. Biz 2005 yılındayız şu an, peygamber efendimiz bizden yaklaşık 1400 sene önce yaşadı. Şimdi görüyorum malum tarzda giyinen bir insanı ve diyorum ki sizce Hz. Muhammed 2005 yılında burda yaşasa sizce nasıl giyinirdi? toplumun 90%'nına ters düşen giysilerimi yoksa çağına uygun bulduğu giysilerimi? bunun cevabı size kalmış. Bu noktada bu insanlar anarşiye düşmüş oluyorlar ki islamda anarşinin yeri nedir?

Hadisler konusunda öncelikle bir kitaptan alıntı yapmak istiyorum...

HADİSLERİN SAYISAL ÇOKLUĞU

Ahmed Emin, hadis uydurmacılığının tablosunu gösteren şu zeki tespiti yapar: “‹lginçtir ki eğer hadisleri açıklayıcı bir şekilde ele alacak olsak piramit biçiminde olduğunu görürüz. Piramidin tepesi Allah'ın elçisinin dönemi olup aşağıya indikçe piramidin eni artmaktadır. Piramidin temeline vardığımızda Peygamber döneminden ne kadar geniş olduğunu farkederiz. Halbuki makul olan tersidir. Çünkü Peygamber’in yanında olanlar hadisleri (Peygamber'in söylediklerini) en çok bilenlerdi. Sonra onların ölümüyle hadisleri bilenlerin sayısı azalacak ve bu şekilde üstteki piramit ters şekilde gelişecekti. Ama bizler Emevi dönemindeki hadislerin bu dönemdekilerden daha kabarık olduğunu görüyoruz.” (Ahmed Emin, Duhaul İslam) Bazı hadis bilginlerinin iddiasına göre 2 milyon hadis vardır. En doğru hadis kitabı olarak gösterilen Buhari'nin kitabındaki hadisleri 600 bin hadis arasından, Müslim'in ise 300 bin hadis arasından seçtikleri söylenir. Ebu Davut kitabındaki hadisleri 500 bin hadisten, mezhep kurucusu olan Malik Muvatta'sını 100 bin hadisten, İbni Hanbel ise Müsned'ini 750 bin hadisten seçtiği söylenir. Peygamberimiz'in aşağı yukarı 23 yıl Peygamberlik yaptığını düşünürsek: 23x365=8395 gün Peygamberlik yapmış olur. Toplam 2 milyon hadis olduğu söylendiğinde Peygamberimiz'in Peygamberlik yaptığı her gün başına 200'den fazla hadis düşer. Herhangi bir kişiye bir yıl önce en çok beraber vakit geçirdiği kişinin; babasının, çocuğunun, karısının veya kocasının hadislerini (sözlerini) ve yaptıklarını yazmasını söyleyelim. Aradan bir yıl geçmesine rağmen yazılan adetleri gördüğümüzde, Peygamberimiz'in vefatından iki yüz yıl sonra, gün başına iki yüz adet rivayet edilen sözlerin toplam sayısından bile bunların içinde ne kadar çok yalan olduğunu anlayabiliriz. Tüm bu hadis kitabı yazarlarının tüm bu hadisleri ezbere bildikleri ve kendilerince en doğru gördükleri hadisleri seçtikleri söylenir. Hadisçilerin kaç hadis bildiklerini söyleyebilmeleri için tüm hadisleri bir yere yazıp saymaları gerekirdi, yoksa kimse ezbere 600 bin hadis bildiğini iddia edemez. Türkçe konuşan bir topluluğa kaç tane kelimeyle Türkçe konuştuklarını soralım, aşağı yukarı kimsenin tam cevap veremediğini görürüz. Sayı 600 bin gibi rakamlara tırmandığında insanın ezberindekini sayması ise imkansızlaşır.


Bu yazıdanda anlaşılacağı gibi hadis konusunda kendimizi biraz daha düşünmeye zorlamamız lazım, kimseye hepsini inkar edelim demiyorum, sadece mantık süzgecinden geçirerek okumanızı istiyorum. Unutmayın ki bazı sonradan eklenmiş hadisler, çağımızda bazı insanlarımızın islamdan -kendi özünden- mahrum kalmasına bile yol açmaktadır.