Tekil Mesaj gösterimi

Herhangi Bir Eylem Nasil Ibadet Olur
Alt 06.10.2007, 08:07   #6 (permalink)
Mücahid
Tercübeli Üye
 
Mücahid - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Mücahid isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 17.03.2007
Bulunduğu yer: Tr
Yaş: 41
Mesajlar: 2.533
Tesekkür Etti: 14
41 Kunu Icin 60 Tesekkür Aldı
Mücahid Asırı şöhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı şöhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı şöhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı şöhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı şöhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı şöhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı şöhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı şöhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı şöhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı şöhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı şöhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 131
Standart Herhangi Bir Eylem Nasil Ibadet Olur

Bir eylemin Allah'a ibâdet olabilmesi için şu özelliklerin bulunması gerekir: İnanç, meşrûiyet, usûl ve niyet.


Bir fiilin ibâdet olabilmesi için iman başta gelen şarttır. İkinci şart ise, o yapılan işin tâat cinsinden olması lazımdır. Çünkü ibâdet kelimesi itaat anlamına gelir. Yani dinin yapılmasını güzel gördüğü bir emri veya meşrû gördüğü bir mubah iş olması gerekir. Üçüncü şart ise, yapılan işin Allah'ın istediği, Rasûl'ün uyguladığı biçimde yapılması gereğidir. Dördüncü şart da niyettir. Allah'ın rızâsı için yapılması, bir meşrû işi ibâdet seviyesine çıkarır. Allah'a yaklaşmak ve O'na itaat etmek gibi yüksek gayeler, bir eylemi ibâdete dönüştürür.


İmansız ve ihlâssız amel, ibâdet olmaz; böyle bir ibâdet boşa gider (5/Mâide, 5). Haramlar, dinin yasakladığı eylemler, hiçbir zaman Allah'a ibâdet olmaz. Yapılan meşrû eylemin usûlü (metodu) da önemlidir. Mesela, namazı Allah'ın istediği tarzda, Peygamberimiz'in kıldığı şekilde değil; başka şekilde kılarsak, o, ibâdet olmaktan çıkar. İbâdette niyet şarttır. Peygamberimiz (s.a.s.), "Ameller, ancak niyetlere göredir." buyurmuştur. (Buhârî, Bed'ül-Vahy 1, Itak 6, Talak, 11, İman, 23; Müslim, İmâre 155) Bu nedenle Allah'a kurbet ve itaattan başka bir maksatla yapılan fiiller, "ibâdet" olmaz. Mesela niyetsiz aç durmak oruç değil, niyetsiz Kâbe'ye gitmek de hac değildir.



ALLAH'TAN BAŞKASINA İBADET


Kur'an'da 53 âyet-i kerimede "Allah'tan başkasına ibâdet"ten söz edilmiştir. Allah Teâlâ, cin ve insanları kendisini tanıyıp ibâdet etmeleri için yaratmıştır (51/Zâriyât, 56). Fakat, imtihanın gereği olarak onları bu konuda zorlamamıştır. Bu sebeple cin ve insanlardan, bir tek ilâh olarak Allah'ı tanıyıp kabul edenler ve sadece O'na ibâdet edenler olduğu gibi; canlı ve cansız varlıkları Allah'a ortak edip onlara ibâdet edenler de vardır. Allah, ilk insan Âdem (a.s.)'den itibaren insanlara elçiler ve kitaplar göndermek suretiyle cin ve insanları Allah'tan başkalarına ibâdet etmemeleri konusunda uyarmıştır. "Andolsun Biz, her millet içinde Allah'a ibâdet edin, tâğut(a ibâdet)ten kaçının diye bir peygamber gönderdik. Onlardan kimine Allah hidâyet etti, onlardan kimine de dalâlet hak oldu." (16/Nahl, 36)


Allah'tan Başka Tapılan Varlıklar: Allah'tan başkasına tapanlar, sadece cinler ve insanlardır. Tapılanlar, yani mâbud, rab ve ilâh edinilen varlıklar ise; ibâdet kavramının geçtiği âyetlerde Allah'tan başkaları (6/En'âm, 56; 10/Yûnus, 104...), Allah'tan başka, insanlara fayda ve zarar vermeye gücü yetmeyenler (5/Mâide, 76; 10/Yûnus, 18), işitmeyen, görmeyen ve insanlara hiçbir şey kazandırmayanlar (19/Meryem, 42), Allah'tan başka tapınılan putlar/evsân (29/Ankebût, 17), heykel şeklindeki putlar/asnâm (14/İbrâhim, 35; 26/Şuarâ, 70, 71), sahte tanrılar/ilâhlar (43/Zuhruf, 45), heykeller (21/Enbiyâ, 53), tâğut (5/Mâide, 60; 39/Zümer, 17), şeytan (36/Yâsin, 60; 19/Meryem, 44), ataların taptığı şeyler (11/Hûd, 62, 87, 109; 14/İbrâhim, 10), Allah'a ortak koşulanlar (10/Yûnus, 28), cinler (34/Sebe',41), insanlar (23/Mü'minûn, 47), melekler (34/Sebe',40; 43/Zuhruf, 19-20), Allah'tan başka dost tutulanlar (39/Zümer, 3), Allah'tan başka ilâh diye isimlendirilen putlar (12/Yûsuf, 40), kâfirlerin taptığı şeyler (37/Sâffât, 161), elle yontulup yapılanlar (37/Sâffât, 95) olarak zikredilmişlerdir.


Allah'tan Başkasına İbâdetin Anlamı: Allah'tan başkasına ibâdet; insan, cin, melek, şeytan, atalar, liderler, hükümdarlar, bilginler, veliler, sâlih kişiler gibi canlı ve cansız varlıkları ilâh ve rab kabul etmek, onlara Allah'a isyan konusunda itaat etmek, boyun eğmek, duâ edip yalvarmak, kurban kesmek, kulluk etmek, secde etmek, eğilip saygı göstermek, Allah yerine mâbud edinilen kimselerin emir ve yasaklarına, helâl ve haramlarına, prensip ve sistemlerine uymak anlamlarına gelir.


Allah'tan başkasına ibâdet etmek, Allah'ın varlığını kabul etmemek anlamına gelmez. Kur'an'ın indirildiği zaman Mekke müşrikleri Allah'ın varlığını, yaratıcı ve rızık verici olduğunu kabul ediyorlar, ama bir tek ilâh olduğunu kabul etmiyorlardı. Kendilerini Allah'a yaklaştırır ve şefaatçi olur ümidiyle ilâhlara tapıyorlardı. Kur'an'da bu husus, şöyle bildirilmektedir: "...Allah'tan başka evliyâ (dostlar) edinen kimseler, biz bunlara sırf bizi Allah'a yaklaştırsınlar diye ibâdet ediyoruz (demektedirler).” (39/Zümer, 3) "Halbuki insanı Allah'a yaklaştıran iman ve sâlih ameldir." (34/Sebe' 37) "Allah'ı bırakıp kendilerine ne zarar ne de fayda vermeyen şeylere ibâdet ediyorlar ve: 'Bunlar, Allah katında bizim şefaatçilerimizdir' diyorlar..." (10/Yûnus, 18) Demek ki Allah'a ibâdet edebilmek için Allah'ın varlığını, yeri göğü yaratttığını, rızık verdiğini kabul etmek yeterli değildir. Allah'ı bir tek ilâh olarak kabul etmek, O'ndan başka canlı ve cansız hiçbir varlığa tapmamak ve tâğutu reddetmek demektir.

__________________
[SIGPIC][/SIGPIC]

Suskunluğum aseletimdendir...
Her lafa vercek bi cevabım var elbet...
Lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...
Birde söyleyene bakarım adammı diye...
  Alıntı ile Cevapla