Alıntı:
celalyrd Nickli Üyeden Alıntı
Bu durum İbn-i Teymiyye'nin Ahmed b. Hanbel ve diğer imamlara muhalefet ettiği feri meselelerin araştırılmasını bu feri meselelerde ulaştığı, hükümleri üzerine bina ettiği usullerin tedkikini bu usullerin Hanbeli mezhebi usulleri ışığı altında ele alınmasını gerektiren bir meseledir.. |
O halde bu konuyu sadece hanbeli alimlerinin bilgileri ışığı altında derleyip paylaşın. İsabet kaydeder ve böylece zaman kaybetmemiş olursunuz. Neden mi ? Müctehid dediğiniz alim, bize göre zamanının ictaihad yapma yetkisini elinde bulundururken, zamanının müslümanlarına çözüm üretmemiştir. Biraz kaba tabir ile kafalarda soru işaretlerine yol açmıştır. Bazı ilahi kavramlar veya söylemleri insanlara anlatacak kişiler alimlerdir. Onların bu anlatım tarzlarına ve aldıkları ilim doğrultusunda yaptıkları açıklamalara "ictihad" denir. İslam, insanlara her zaman yeterli iken, bazı anlaşılmaz meselelerde insanların anlamasına yönelik ictihadlar yapılabilinir, ama; bu ictihadlar yerine ve zamanına göre farklık da gösterebilir. Nasıl ? İslam değişmez, hükümleri değiştirilemez fakat ictihadlar değişebilir. Bütün ictihadlar fetva hükmündedir, çünkü bunu izhar eden müctehiddir. Yani ictihad yapma yetkisine haiz alimdir. fakat, her zaman yapılan ictihada her insan uyacak diye bir kaide de olamaz. Günün koşulları ve ortam farklılıkları bu konuda da belirleyici rol oynar. Örneğin, bir insanın abdest alması için ne kadar büyüklükte bir gölde aldığı abdest sahihtir sorusu belki imam-ı Azam (r.aleyh) zamanında önemli iken, günümüzde o kadar da önem arzetmiyor. Ama bilinmesi gerekir mi dersen, evet! bilinmesi gereklidir, fakat uygulama safhası aynı şiddette gerekli değildir. Çünkü neden ? Her evde çeşme ve benzeri kolaylıklar sağlayan imkan var da ondan. Şimdi biz bu ictihada uymadığımız için günah mı edinmiş olduk. Asla! Allah'ın verdiği bu nimeti (eğerki nimet olduğunun da farkındaysak) kullanarak şükrünü eda bile etmiş olduk. ama imam-ı Azam'a (r.aleyh) bu çeşmeyi kullanarak muhalefet de etmiş olduk dersen, bilki O mübarek o zamanın koşulları ve ortamına uygun bir ictihad yapmıştı. Bu zamanda yaşasaydı belki bu konu ile ilgili ictihad (eğer eksilik varsa) yapar ve bizde o zaman uymak ile mükellef olurduk.
Bahsettiğiniz alim kişi ise elbette kendi zamanı için ictihadlarda bulunmuştur, ama bu doğrudur kimine göre, ama yanlıştır. Sonuç olarak ilim sahibi olması nedeni ile her halukarda avantajlıdır. Bahsettiğiniz gerek kalem ile gerek kılıç ile küffara yapılan mücadeleyi de abartmanın gereği yok, çünkü bu işi zamanında bir çok alim yapmıştır. Üstad Bediüzzaman Said-i Nursi (k.s.) bunun en son örneğidir.
Yalnız bir alimin yaptığı ictihad ile beraber, bir müslümana esas gerekli olan, bu ictihad ile her kişinin, her zaman ve her ortamda amel edip edemeyeceğidir. Çünkü aksi takdirde, öyle bir zaman gelir ki; yapılan ictihaddan yüzyıllar sonra gelen biri, kalkar bu ictihadi fikirlerden sapık fırkalar oluşturur ve buna delil olarak da bu alimi gözönüne koyar. İnsanlarda araştırmadan, hele de ilimden yoksun ise, ve birde "alim zat böyle buyurmuş" denilirse, ortaya öyle bir çorba çıkarki, tadına bakmak isteyen her insanın
"dimağı" yanar!